DKP/BÖG Üyesi Metin Kalafat: Gençliğe çağrımız “cesaret” ve “özgürlük”tür.

DKP/BÖG Üyesi Metin Kalafat, birleşik gençlik mücadelesinin sorunları ve çözümüne ilişkin HBDH basın biriminin sorularını yanıtladı. Röportajın tamamı aşağıdaki gibidir.

Bir gençlik katliamı olarak Suruç katliamı ile birlikte başlayan saray faşizmi başta gençlik olmak üzere tüm toplumsal kesimlere ve ezilenlere yönelik saldırılarını sürdürüyor. Bu zorlu antifaşist mücadele dönemini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle Türkiye gençlik önderi Aziz Güler’in ölümsüzlüğünün 4.yılına denk gelen bu röportajla onun izinden yürüdüğümüzün ve onun mücadelesinin taşıyıcısı olduğumuzun bir kez daha vurgusunu yapalım. Mücadelesi birleşik gençlik mücadelesine yol göstericidir.

Antifaşist mücadele dönemini “şu an itibariyle ve nasıl olması gerektiği” şeklinde ayırmak gerektiğini düşünüyoruz. Gençlik hareketleri genel hali ile hala dar grupçuluğun kopuşunu sağlayabilmiş durumda değildir. Ve bunun içerisine kendimizi bir nebze de katmak gerekmektedir. Burada ki asıl meseleyi örgütsel netlik, özgüven ve irade olarak tariflemekteyiz.

6 Mayıs akşamından beri özelinde İstanbul’da gelişen sokak eylemleri, Suruç ve ODTÜ ile kayyum eylemleri gibi süreçler özellikle göstermektedir ki kendisini aşmaya çalışan ve dar grupçu halini koruyarak sadece niceliksel olarak artmaya çalışan bir gençlik toplamını önümüze sermektedir. Burada ki asıl mesele cesaret meselesidir. Cüret gösterilen belirli noktalarda kazanımlar sokakta kendisini var ederken aynı zamanda devlet içerisinde ki –İBB seçimlerinden sonra farkedilir düzeyde olan nüanslar da ortaya çıkmaktadır. Bu nüanslara takılmadan bile farzedersek gösterilen cesaret kendisini bir noktada ivme kazanmış haliyle ileriye doğru atmaktadır. Bunun önemi ise kendimizi hazırladığımız bu evrede hem kendimize hem de birleşik mücadele dönemine olumlu katkılar sağlayacaktır.

Sıkışmışlık/taktik hamleler üretememe hali genel bir ruh haliyle alakalıdır. Kendi kabuğuna kapanmış ve az öncede dediğimiz gibi kendisinin mevcut durumunu korumaya “stratejik” olarak yaklaşan gençliğin çeşitli politik özneleri mevcut politikaya politika üretmeye çalışmakta -bazen bu bile belirli bir kazanımla sonuçlanmamaktadır- ve doğal olarak ileriye dönük bir hazırlık belirmemektedir. Düşmanın kapattığı alanlara da sıkışmış bir örgütsel formasyon hiçbir şekilde kazanımcı olmamaktadır. Tam aksine ise dinamik, hareketli ve sonuç alıcı bir biçimde ilerletilen herhangi bir süreç çelişkilerin tam ortasına yerleşerek iddialarını büyütmektedir.

Korumacılık bugün faşizme karşı mücadele iddialarımızın gerçekleşme ihtimalini azaltan etmenlerden bir tanesidir. Bugün kitleler “bile” korumacılıkla kendi içini yoğuran bir örgütlülüğe göre daha militan duruş içerisindedir. Korumacı bir yaklaşım bugün safların birçoğunda kendisini var etmektedir. Faşizme karşı mücadele de buzkıran görevini üstlenmek cesareti örgütlemek olduğu kadar kendine “acaba” sorusunu sormamaktan geçmektedir. Hazırlıklı girilen bir sürecin kendisi daima bu sorunun karşıtıdır.

Yenilgi hissiyatı anti-faşist gençlik mücadelesinde sokakta kendisini son dönemde tamamiyle hissettirmese de belirli noktalarda hala bu mevcuttur. Sokağın kullanımından imtina etmek, başka alternatiflerle sokaktan çekilme eğilimi faşizme karşı mücadelede mevzi kazanımını geriye düşüren zihinsel bir yenilgidir. Yenilgiden zafere geçen süreci maneviyatın, özgüvenin ve cesaretin irade ortaya koyulmasıyla vücut buldurulmasında görüyoruz.

Faşizmi bütünlüklü görememe hali ise rastladığımız diğer sorunlardan birisidir. Egemen burjuvazinin gençliğe lokal düzeyde yaptığı herhangi bir saldırı bir bütünlük olarak değil, alana dair “normal” saldırılardan biri olarak görülmektedir. Faşizme karşı mücadelede faşizmin kendini bir bütünlük sağlama idealinde olduğunu unutmamak gerekmektedir. Yapılan saldırıların yapbozun parçalarından biri olduğunu bilerek sistemin merkezini hedeflemek ve gençlik kitlelerini özgürlük temelli iradi bir ayaklanmaya sevk etmek esas görevlerimizden biri olmalıdır.

Hazırlık süreci bugün kendisini güncel politika yapmaya evrilmiştir. Artık sadece güncel politika yapmak belirli bir güce erişmemektedir. Kadrolarını konumlandıramayan, hedefe dair netlik içerisinde bir hakikatin parçası olarak kendisini göremeyen kadrolar toplamı bu hazırlık sürecinin emeğinden düşmektedir. Bugün gençlik örgütleri saflarında hazırlık yapan “devrimcilerle” sadece “politika” yapanlar arasında bir ayrım kendisini göstermeye başlamıştır. Burada dert ettiğimiz nokta güncel politikayı gündemleştirmemek değildir, tam aksine bunun genel bir hattın taktik parçası olduğunu bilmektir.

Politika üretememe hali bütün hatları itibariyle kendini yeniden üretmekle alakalıdır. Safların dağınıklığını gideren bir pozisyonu da kendi içerisinde vareden güncel aktüel politika içerisinde varlığını hissettirmek örgütsüzlük halini yıkmaktadır. Kitleleri, cesaret edemediği sistemsel çelişkileri bu politikalar ile örgütlemek hala en elzem durumdadır. Burada ki esas önermemiz özünde sadece eylem birlikteliği değildir.

Üniversite ve Liselerin açılması ile devrimci gençlik hareketi yeni bir mücadele dönemine girecek gelecek dönem için gençlik hareketini nasıl bir dönem bekliyor?

Üniversite ve lise alanlarında gençlik hareketleri gelecek döneme dair belirli ipuçları vermektedir.

Lokal alanda sıkışıp kalmış bir alanlar toplamı görmekteyiz. Üniversitelerde İstanbul özelinde, İstanbul özelinde de birkaç üniversiteye sıkışmışlık hali mevcuttur. Ve aynısı lise özelinde de geçerlidir. Bunu değerlendirirken genel politik atmosferi ve anti-faşist ortak mücadelenin sistematik ve merkezi olmamasında görmekteyiz(daha da özelinde kendimizin iç dizaynında herşeyin yerli yerine oturmamasında görmekteyiz.). Bu gençlik hareketine hiçbir kazanım sağlamamaktadır. Aksine düşman saldırıları karşısında saldırı cephemizi kısıtlayan bir hale bürünmektedir. Akademik alanda bu lokalliği üstünden atarak genişleyen ve militan meşru bir mücadeleyi yaratmayı bu haliyle belirli örgütlerde görmekteyiz ve buna adayız.

Sürekliliği olmayan bir mücadele tavrı beklemekteyiz. Kendisini aşabilecek bir cesareti son noktada kendisini kısıtlayarak hareketsiz hale getirecek bir toplamın varlığını görmekteyiz. Bu süreklilik halini yaratabilmek için sadece ısrar etmek mesele değildir; sonuç alıcı bir sistematikle gündemleştirmek gerekmektedir. Alanın egemen sistem temsilcilerinin de hedeflenebildiği bir mücadele hattı kazanımlar sağlayacaktır.

Gündemsizlik bugünün yakıcı sorunlarındandır. Belirli lise ve üniversitelerde dönemsel hareketlilikler dışında faşizme karşı belirleyici bir gündem yaratılamamaktadır. Birkaç okulda “millet bahçesi” ya da “KYK yurtları” gündemi var iken yapılan eylemlilikler sönümlenmiş ve egemenler sadece bir süre bekleyerek gündemin geçmesini beklemişlerdir. Burada üstüne basarak söylemek gerekir ki bunlar sistematik, süreklilik arz eden ve bütüne dair genel gündemler içerisinde yer edinen birleşik mücadele hattının yaşam anlamı içerisinde bulunmalıdır.

Saray faşizmi koşullarında bütün toplumsal kesimler gençlliğe öncülük rolü olduğunu düşünüyor gençlik örgütleri de bu iddaa’nın takipçisi olduğunu vurguluyor. Peki Devrimci Gençlik Hareketi bu misyonu ne kadar yerine getirebildi?

Saray faşizmine karşı mücadelede birlik anlayışı şu anda yakın tarihte çokça konuşulmaktadır. Gündemsel biraraya gelişler dışında yaşanan bir gelişme bulunmamaktadır. Bizde bu konu hakkında hem gençlik örgütleri arasında bir diyoloğu örgütlüyor hemde sürekli birleşik mücadele hattını anlatıyoruz. Ancak mevcut gündemlere cavap üretmenin ötesine geçmiyor bu çalışmalar.

Dar grupçu kaygılar burada kendisini var etmektedir. Son kayyum gündeminde de yan yana gelişlerde bu gözlemlenmiştir. Sabit kalma arzusu örgütlerde kendisini daha fazla göstermektedir. Kaygılar bugün mücadelenin önünün açılmasının önünde ki engellerdendir. Cesaret kapısı ancak bu yolla kırılabilir. Bu kaygıların yaşanmasının sebeplerinde de ideolojik ikna edememe halini görmekteyiz. Devamında ise olgusal sonuç olarak stratejik netlik(sadece güncel politika) olmayışını hissetmekteyiz. Düşman saldırıları karşısında dayanabilecek bir hattın kaygısız( ve özgüvenli), maddi manevi komünün örgütlenmesinin önemi daha da önem arz etmektedir.

Gençliğin genel sürece dair öngörüsüzlüğü ise savrulmalara yol açmaktadır ya da denilebilir ki manevra kabiliyetlerini kısıtlamaktadır. Politik saptamaların faşizme karşı mücadelede yetersiz kalışı faşist saldırılara karşı cevap üretmekte gecikme halini doğurduğu için birlik ihtiyacını her geçen gün daha da ağır kılmaktadır. Ancak denilebilir ki şu anda gençliğin birleşik mücadelesi doğru temele evriltilerek başlayacaktır ve devrimci kazanımların ilk meyvelerini en kısa zamanda göreceğiz. Bu konuda öncüleşmek şu anda iki temel gündem maddelerimizden birisidir.(diğeri iç organizasyonumuzdur.)

4)Son yıllarda gençlik hareketinin özneleri birleşik mücadeleye dönük vurgularını çoğaltıyor. Gençlik hareketinin bu anlamda ki söz ve eylem tutarlılığını nasıl buluyorsun?

Önümüzdeki dönem için gençlik kitlelerine çağrımız “cesaret” ve “özgürlük”tür. Özgürlükler temelli bir sloganı öne çıkarmamız temelinde gençliğin kitle psikolojisine dair bir saptama bulunmaktadır. Son dönemin incelemesi bize gençliğin özgürlük “damarına” dokunduğunda tepkilerin başka çelişkilere göre daha yoğun olduğunu görmekteyiz. Sosyal medyada, alanın içerisinde, söylemlerde vs. Bütün platformlarda örgütsüz gençlik kitleleri özgürlük temelli konularda daha dikkat kesilir düzeydedir. Faşizmin saldırılarının hissedildiği nokta burasıdır. Çünkü yaşamsal kaygıların, ekonomik yetersizliklerin, saldırıların vs. hayattaki karşılığı bir önceki dönemlere göre özgürlük alanlarının azaldığıdır. Özgürlük talepleri üstyapıdan beliren taleplerdir. Siyasal anlamda ise faşist partinin gündem başlıklarından biri ise gelecek kuşaklarını yaratabilmek için eğitim alanının ekonomik talepleriyle beraber kendi insan profillerini yaratmasıdır.

Bu noktada gençlik hareketini militan ve yaratıcı bir noktada ele alarak egemen sistem temsilcilerini teşhir ederek bir hareket çağrısı yapma çağrısına evriltmek gerekmektedir. Teşhir noktasında örneğin; rektörlerin seçimle gelmesi gerekirken “atama” usulüyle görevlendirilmesi, esasında her üniversiteye özel bir politikanın olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Her üniversiteye birkaç misyon, rektörüne belirli misyonlar yüklenerek çarpık düzenin zor ve antidemokratik yöntemlerle ayakta tutulması hedeflenmektedir. AKP faşizmi şiddeti, zoru ve demokrasi dışı bütün uygulamaları hayatın bir köşesinde tutmaktadır. Şiddetsiz bir hayat onun gerilemesi demektir. Tersinden bir önerme ise şudur; kendisine karşı oluşan özelleşmiş ve genelleşmiş şiddete de direnemeyecektir. Bu zor ve şiddet sarmalı sadece fiziki algılanmamalıdır. Burada yapmak istediğimiz çağrı özgürlük ve cesaret temalı olacağı için cesareti işleme noktamız sistemin merkezine yönelebilmek için taktiksel bir hamleler bütünlüğünün başlangıcına tekabül edecektir.

Bu anlamıyla gençlik alanında merkezileşmiş bir yapı oluşturmak kitle örgütlenmesinde ana omurgamızın oturması açısından önemlidir. Lise alanında cesareti sistematik bir teşhir olarak yoğurmak istiyoruz. Genel gayemiz örgütsüz gençlik kitlesini sivil otoriteye karşı harekete geçirmek ve özgürlük alanları yaratarak örgütlü bir güce dönüştürmektir.

Bugün birleşik gençlik mücadelesi hangi zeminlerde gelişecektir. Gençlik örgütleri siper yoldaşlığını büyütmek için neler yapmayı planlıyor?

Birleşik mücadele söylemi bireysel görüşmelerde olumlu geçmesine rağmen dışa dönük olarak gördüğümüz bütün platformlarda aynı hissi alamamaktayız. Bizden doğru çağrılarımızı da kurumsal düzeye henüz çekmediğimiz için bunu sınama noktamız daha oluşmamıştır. Bunun atıllığının sebebini de bir önceki paragraflarda çeşitli düzeylerde belirttik. Ama tekrardan belirtmek lazım ki kurumsal görüşmeler daha oluşmadığı için genel bir söylem taraması yapacağız.

Birleşik gençlik hareketinin yaratılmasında genç kadın ve liseli hareketinin önemi nedir?

Gençlik hareketinde “kader” ortaklığı ve yoldaşlığın pekiştirilmesi için bugüne kadar tek yapılabilen takvimsel eylemliliklerde biraraya gelişler olmuştur. Şu ana kadar eylemler yapmak üzerinden gelişen “zemin” ve cesarette ortaklık ilerletici bir yoldaşlık oluşturmamıştır. Henüz düşük düzeyde olan bu durumu manevi “komün” yaratılmasında gerçekçilikle harmanlanma oluşmalıdır.

Önümüzde ki mücadele dönemi için gençlik kitlelerine ve sizin dışınız da ki gençlik örgütlerine çağrınız nedir?

Birleşik devrimci gençlik hareketinin oluşumu açısından;

*Lise

Lise alanı bugün birçok gençlik örgütünün esaslı gündemi değildir. Gençliğin birleşik devrimci merkezinin yaratımında daha geniş çerçeveye yayılan lisenin alan lokasyonu birimleşmeye daha müsaitken (çeşitli sosyolojik etkenleri de içine katarak söylemekte fayda var; daha hareketli olması ve sistemle bağların zayıflığı vs.) bunu değerlendirmek gençlik dinamizmi açısından hızlı sonuç alıcı etkiler yaratmaktadır. Özellikle lise alanında faşizmin saldırıları emek sömürüsü, eğitim sisteminin çarpıklığı ve neo-liberal politikalara uyumluluğuyla beraber bir geleceksizlik halini yaratmasıyla devrimci örgütlenmenin ön açıcı etmenleri arasına girmektedir. Burada dikkat çekilmesi gereken bir diğer nokta meslek liseleridir. Uzun bir süredir ülkede meslek liseleri faşist örgütlenmelerin ayaklarından olmuştur. Ancak emek sömürüsünün had safhada olduğu meslek liselerine dair politikalar merkezi bir akılla oluşturulursa kitlelerin örgütlenmesi ve kadrolarının (bütün gençlik alanında oluşturmayı hedeflediğimiz proleter kültür) proleter kültürle buluşmaması içten bile değildir. Bu son dönem tarihimizin en önemli gelişmelerinden biri olacaktır.

*Kadın

Gençlik çalışmalarının yoğunlaştığı lise ve üniversite alanlarında kadın mücadelesine dönük perspektif üretme noktası son zamanlarda bir hayli gerilemiş durumdadır. Yalnızca gündemsel tepkilenmelerden doğan mücadele pratikleri açığa çıkmıştır. Yine de bu alanlarda devlet eliyle yoğunlaştırılan cinsiyetçi, erkek egemenliğin inşa sürecinde kadınların kendi bulundukları noktadan rıza üretmediği gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu süreç itirazlarla birlikte lise ve üniversitelerde kadın kurtuluş perspektifinin daha yoğunluklu karşılık bulacağını söyleyebiliriz. Alınan karşılıkla birlikte daha hareketli ve dinamik bir lise ve üniversite alanları oluşacaktır. Bu dinamiklik genel gençlik hareketine buradan da doğrultulu birleşik devrimci gençlik hareketiyle karşılıklı bir hareketlenme halini yaratacaktır. Birleşik devrimci gençlik hareketini büyütebilecek en dinamik noktalarından biri kadın kurtuluş mücadelesidir. Yine genel bir çalışma olarak örülmese de lise lise, üniversite üniversite açığa çıkan kadınların ortak tepkisi, ortak çözüm arayışı devrimci gençlik hareketine birleşik devrimci merkezin yaratılmasında önemli veriler sağlamaktadır.

Son olarak;

Bugün Ortadoğu’dan tutun Avrupa’ya oradan Latin Amerika’ya kadar bütün gençlik kitlelerine baktığımızda gelişen süreçler gençliğin politik özne olma istencinin arttığını gösteriyor. Yaşadıkları siyasal gelişmelere kayıtsız kalamayan, kimi yerde alevlenip sönse de kimi yerlerde daha örgütlü bir komün hayatına evrilse de asıl nokta gençliğin özneleşmesinde ki istenç olarak öne çıkıyor. Türkiye’de de rejimin geldiği noktaya baktığımızda bu istenç sönümlendirilmeye ve topluma yönelik artan her baskı çok yoğun bir şekilde gençlik üzerinde de kurulmaya çalışılıyor.

Faşizmin cenderesi altında ilk önce gençliğin politik “özne”leri kendisini lağvetmiş ya da stratejik bir savunma içerisine girmişlerdir. İrade bugün gençlik örgütümüzün ve alan örgütlenmemizin temel hareket noktasıdır. Birleşik devrim gençliğinin temel harekat noktası olmak zorundadır. Bu noktada iradeyi içte kadrolaşma dışta da kitleleri sisteme-faşizme karşı harekete geçirebilecek özgüç, öncü güç olarak görüyoruz.

Çünkü içte atıllaşmış bir gençlik yapısı gelen siyasal süreci karşılayabilecek bir durumda olmaz ise genel iradi tutumun sonucu olarak kitlelerle kurulan bağda azalacaktır. İradeleşmenin bu boyutlu diyalektiği sosyolojik anlamda en gerçekçi olandır. Bu sürece hazır girmeyen birçok gençlik örgütü sistemin “sandığına” entegre olan pozisyondadır ve hiçbir süreci kendi özgücüne dayanarak açabilecek durumda da değillerdir.

Siyasal sürece müdahalesizlik faşizmin saldırıları altında “stratejik savunmaya” girmenin genel kabulü iken bunu normalleştiren cümleler her zaman “egemen kliklerin çarpışmasından yararlanma” olarak tarif edilmiştir. Bunun devrimci anlamı özgücüne güvenmeyen, egemen sisteme entegrasyondan memnun olma halidir.

Sistemden kopuşun temelini oluşturan, sistemin temelini sarsabilecek komünist öncüyü oluşturabilecek yegane meselenin kendisini irade olarak görmek sınıf savaşımının gençlik mevzisinde ne kadar önemli olduğunu görmemizle doğru orantılıdır. Gençlik örgütümüz için iradeleşme; özne-kadro hali olmalıdır. Statüko haline gelebilecek herhangi bir durumu önceden görüp bertaraf edebilecek bir iradi toplam ve akıl, faaliyetlerinde sürekli örgütü ve mücadeleyi merkezi noktadan görebilen kadrolar yaratacaktır.

Bugün gençliğin bir “politik öncüsü” olmadığı halini tespit etmek gerekmektedir. Kapitalist sistemin baskıladığı ve özgürlüklere sürekli saldırdığı bir noktada iradi bir çıkış ve atılım gösterme hali ilk dinamo olma halidir ve aynı zamanda süreklilik arz etmesi gereken bir durumdur. Faşizme karşı gençliğin tuttuğu devrimci mevzinin sürekli ilerletilmesi kazanılan hak ve alanların savunulması kadar genel mücadelede “zorun” hayata müdahalesi-cesaretin örgütlenmesi ve bunun sonucu olarak da yeni alanların-hakların kazanılması halidir. Bu kazanımlar devrimci iradenin örgütlemesiyle komünist kurucu özne haline evrilir. Gençliğin siyasete müdahalesinin önünü açabilecek öncüler toplamı devrimci iradesini kolektifle birleştirmek üzere yola çıkar. Nesneler toplamını özneler toplamı haline getirir. Bugünün ihtiyaçlarından birisi politik öncülük sorunuysa eğer bunu merkezine koyan bir irade toplamı bu sorunu sistematik, planlı, hedefli, birleşik mücadeleyle çözer ve ardından da hedefleri doğrultusunda yol yürür.

Öncülük misyonu, sistem ile olan bağlarını sıfırlamış sınıfsal tarafını seçmiş kadrolardan oluşur. İradesini örgütüyle donatmış, gelişen her politik ana ve genel sürece dair çalışmalar-analizler yürüten, kurucu öznelik “görevinin verildiği” kişi değil tam aksine “alandır”. Bilinçle ve eylemle kendisini donatan kadro, gençlik kitlelerinin –başta özgürlükleri için- harekete geçme fitilidir. Sistem içi muhalefet anlayışının ötesine çıkabilecek, militan bir gençlik örgütü “zorun tarihteki misyonunu” gerçekleştirip, sürekli kendisini aşan bir güzergahta ilerlediği zaman bu gücün komünist bir irade yapısına dönüşmesini ve birleşik gençlik mücadelesininde yol almasını, ilerlemesini sağlayacaktır. Bu noktada hem bizim hem de TDH’nin çok zengin bir tarihi vardır. Deniz’lerden Aziz’lere bu mücadele de görevimiz faşizm karşısında tarihsel rolümüzü yerine getirmek, ateş taşıyıcılığı olmalıdır. Bu ateşi birleşik gençlik mücadelesinin örgütlenmesinde derinleştirmeli ve meşalesi haline getirmek zorundayız.